Ara
  • Sinan Baykent

Juan Domingo Perón'un ağzından "Peronizm nedir?"

Juan Domingo Perón (1895-1974) Arjantin tarihine damga vurmuş bir devlet adamıydı. Her ne kadar uluslararası kamuoyunda çoğunlukla eşi Eva Perón'un (1919-1952) ışıltılı karizmasının gölgesinde kalmışsa da, Perón'un uyguladığı siyaset ve ifade ettiği prensipler günümüz Arjantin'inde hâlâ bir ilham kaynağı teşkil ediyor. Peki ama, "Peronizm" nedir? Hangi ideolojik eğilimlerden süzülmüştür? Dayandığı fikrî sütunlar neler? Gelin, Peronist fikriyatı Türkçede ilk defa yayınlanacak olan Juan Domingo Perón'un konuşmalarıyla keşfedelim.



Juan Domingo Perón'un Arjantin'e bıraktığı miras fevkalade tartışmalı bir tabiattadır. Öyle ki, bugün Perón'un pratiğini hem sağdan hem de soldan muhtelif şahsiyetler sahiplenmektedir. Dahası, "Peronist" seçenek hâlâ güncelliğini korumakta, realist bir alternatif olarak Arjantin'in siyaset sahnesindeki varlığını sürdürmektedir.


Perón klasik anlamda bir "faşist" yahut bir "diktatör" değildi. İktidarı boyunca çok geniş kitlelere, özellikle de işçi-emekçi kitlelere dayanan Perón, muazzam bir halk desteğini arkasına almıştı. Şüphesiz ki "otoriter" addedilebilecek politikaları, uygulamaları da vardı. Ne var ki ölümünden sonra dahi (kısa bir dönem müstesna) hiçbir zaman bu vasıflarıyla anılmadı.


Perón iktidara gelirken sendikalist işçi çevreleriyle çok güçlü ve derin bir ittifak kurdu. Söylevlerinde "kapitalist gericiliğe karşı birlik" çağrıları yapan Perón, sosyal adalete de özellikle vurgu yapıyordu. Çalışma Bakanlığı görevini müteakip Juan Domingo Perón 1946 yılında iktidara geldi. "Ne kapitalist ABD ne de komünist Sovyetler" anlayışıyla Arjantin'i uluslararası düzlemde tecrit eden Perón, bu vesileyle "üçüncü yol" anlayışıyla hareket etmeye başladı. Bakanlığı döneminde "ODESSA" (Eski SS'ler Organizasyonu) adlı yeraltı kuruluşuyla sıkı ilişkiler geliştiren General Perón, aralarında Adolf Eichmann'ın da bulunduğu ve savaş suçlarından dolayı aranan pek çok eski SS subayına kendi topraklarında sığınma hakkı tanımış, Hitler Almanya'sında görev almış eski bilim adamlarına da kapılarını açmıştır. Bu ve buna benzer örneklere rağmen, Perón hiçbir zaman antisemit politikalar yürütmemiş yahut nasyonal-sosyalist ideolojiye kaymamıştır ki, bu da not edilmesi gereken önemli bir noktadır.


İktidara gelir gelmez Perón, bugün "sosyalist" olarak tarif edilebilecek birçok tedbire başvurdu. Bu anlamda 1947 yılında "beş yıllık bir kalkınma planı" hazırlanmış ve hayata geçirilmiştir. Söz konusu plan kapsamında ağır sanayi hamlesi yapılmış, dış ticaret bütünüyle devletleştirilmiş ve ülkenin nükleer enerjiye sahip olabilmesi için çeşitli önlemler alınmıştır. Perón aynı yıllarda eğitimde büyük atılımlar gerçekleştirmiş, üniversite eğitimi parasız kılmıştır. Kitlesel aşılama kampanyalarına da girişen iktidar, özellikle salgın hastalıklar ile çocuk ölümleri bağlamında fevkalade büyük başarılara ulaşmıştır.


Eşi Eva Perón'un ölçülemez desteği ve gönüllü çalışmaları aracılığıyla General Perón'un Arjantin'in kadın nüfusu üzerinde de olağanüstü bir etkisi meydana gelmiştir. Arjantinli kadınlar 1946 yılında oy hakkını elde ettiler. Dahası, kadınlar yargı önünde erkeklerle eşit oldular ve kamu hayatının her şubesinde daha aktif olarak yer almaya, sorumluluk üstlenmeye başladılar. Eva Perón bu dönemde yetimler, yaşlılar, hastalar, yoksullar ve kadınlar üzerinde "ilâhî" derecelere varabilen yoğunlukta faaliyetler yürütmüştür. Şüphesiz ki söz konusu faaliyetler manzumesi General Perón'un kişisel iktidarını pekiştirebilmesinde büyük rol oynamıştır. Aslında objektif bir planda ifade edilecek olursa, denilebilir ki General Perón'un iktidarının geniş kitlelerce desteklenmesinde Eva Perón'un muazzam katkıları olmuştur. Kitleler - özellikle de yoksul ve eskiden ayrımcılığa uğrayan kesimler - Eva Perón'u fanatizm derecesinde seviyor ve sayıyorlardı. Nitekim Eva Perón'un 33 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı mucizevî başarılar onu Arjantin yoksulları nezdinde adeta bir "azize" mevkiine yükseltmişti. Gerçekten de General Perón eşinin ölümünden sonra dahi eşinin attığı temellerden alabildiğine istifade edebilmiştir.


Perón siyasî kariyeri boyunca pek çok grev, eylem, suikast ve darbeyle (girişimleriyle birlikte) karşılaştı. Özellikle Soğuk Savaş bağlamında "ne ABD ne Rusya" siyaseti çok riskli ve meşakkatliydi. Sol eğilimli ayaklanmalar, NATO destekli silâhlı kalkışmalar ve darbeler Perón'un yakasını hiç bırakmadı. Katolik Kilisesi'yle de inişli çıkışlı ilişkilere sahip olan Perón nihayet 1955 yılında bir askerî darbeyle indirildi ve 1952-1966 yılları arasında sürgünde kaldı. Paraguay'daki Alfredo Stroessner (1912-2006) iktidarının yardımlarıyla önce Nikaragua'ya sonra da sırasıyla Venezuela ve İspanya'ya gitti.


1973 yılında Arjantin'e dönen Perón için tam "yeniden iktidar yılları açıldı" derken, General 1974 yılının Temmuz ayında mustarip olduğu kronik kalp hastalığının komplike bir hâl almasının ardından vefat etti.


Juan Domingo Perón'un kurduğu "Partido Justicialista" (Adaletçi Parti) bugün hâlâ güçlüdür ve bir dizi iç reformlardan geçmiş olmasına rağmen hâlâ her seçimde belirleyici rol oynamaktadır. Dahası, bugün Arjantin'de "Peronizm" ideolojisini özümseyen 5-6 farklı parti vardır. Söz konusu partilerin arasında sağdan da, soldan da oluşumlar vardır ve her biri kendi kulvarında, kendi "Peronizm" yorumuyla ilerlemektedir.


Peki, "Peronizm" gerçekte nedir? Ne ister, ne düşünür ve ne yapar?


Gelin, "Peronizm" olgusunu Juan Domingo Perón'un birincisi 20 Ağustos 1948 tarihinde, ikincisi ise 17 Ekim 1950 tarihinde yaptığı konuşmalardan derlenen kesitlerle keşfedelim. Söz konusu kesitler Türkçede ilk defa yayınlanıyor.



"Geçtiğimiz günlerde Kongre'de vekillerimizden bazıları Peronizm'in ne olduğuna ilişkin birtakım sorular sordular. Peronizm, yürüyüşe geçmiş bir insancıllıktır. Peronizm, geçmişin hastalıklarını reddeden yeni bir siyasal doktrindir. Sosyal planda Peronizm, insan ilişkilerine birazcık eşitlik katmayı amaçlayan bir teoridir; onlara eşit fırsatlar sunmaya ve gelecekte kimseyi yaşamak için temel ihtiyaçlarından mahrum bırakmamaya ant içmiş bir teori. Bunun için kaynaklarımızı vahşice sömüren ve israf edenlerden mülklerini yasaklamamız gerekse de bu, hiçbir şeyi olmayanların yararına olacak şekilde böyle yapılmalıdır.


Ekonomik bağlamda Peronizm, her Arjantinlinin diğer Arjantinli kardeşleri için çalışma hayatına ağırlık vermesidir. Bu uğurda izlenmesi gereken ekonomik politika ise kapitalist sömürünün mükemmel bir okulu mahiyetindeki eski ekonomik düzeni sosyalleştirmek ve geliri adil dağıtmaktır. Biz bu hedefler için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz ve koymaya da devam edeceğiz. Elbette bu hedefleri yalnızca herkes eşit derecede gayret sarf ederse başarabiliriz ve bunun için çalışacağız.


Peronizm işte budur. Peronizm öğrenilebilecek yahut salt tartışılacak bir husus değildir. Peronizm ya hissedilir ya da reddedilir. Peronizm bir kafa meselesinden çok bir kalp meselesidir. Neyse ki ben halktan kopuk yaşayan bir Başkan değilim. Ben halkla birlikte her zaman yaşadığım gibi yaşıyorum. Böylelikle halkın inişlerine de çıkışlarına da tanıklık edebiliyorum. İşçi sınıfının başarılarını da hayal kırıklıklarını da bizzat yaşıyorum. İyi giyinen, ailesini tiyatroya götüren bir işçi gördüğümde çok samimi olarak tatmin oluyor, mutluluk hissediyorum. İşte, Peronizm budur.


Hiçbir zaman insanları gruplara ayırmadım. Bir insan grubunun bir diğer insan grubuyla, bir ulusun bir diğer ulusla karşı karşıya gelmesini asla istemedim. Dahası, şu veya bu dine mensup insanların kendi aralarında düşman olmalarını da kabul edemiyorum. Örneğin Arjantin'de antisemit duygular olmasını nasıl kabul edebilir, nasıl açıklayabilirim? Bunlar olmamalıdır.


Arjantin'de tek bir insan grubu olmalıdır. Bu grup, beraberce çalışan ve beraberce ulusu inşa eden insanlar grubu olmalıdır ve söz konusu grupta hiçbir türden ayrımcılık yaşanmamalıdır. Kökeni nereye dayanırsa dayansın, dinî inanışı ne olursa olsun; ulusun iyiliği için çalışan herkes iyi bir Arjantinlidir. Bağıranlar, ulusumuzun inşasında mutlu olmamız için taş üstüne taş koymaya üşenenler ise kötü Arjantinlilerdir.


Arjantin'in vatandaşları arasında yapacağı tek ayrımcılık yapıcı olanlarla yıkıcı olanlar arasında olandır. Ülkeye iyilik yapanlarla kötülük yapanlar arasındaki ayrımcılıktır. Özgürlüğün hüküm sürdüğü bu topraklar özgür kaldıkça ve ben Başkan olduğum müddetçe hiç kimse başkalarının zulmüne uğramayacaktır." (1)



"1. Gerçek demokrasi, devletin halkın iradesini halkın menfaatleri için kullandığı sistemin adıdır.


2. Peronizm müthiş bir halk hareketidir. Halkın menfaatlerine karşı olan hiçbir zümre (grup/klik) Peronist bir örgütlenme olamaz.


3. Bir Peronist mutlaka davanın hizmetinde olmalıdır. Halkın menfaatleriyle çakıştığı anlarda davayı savunduğunu iddia eden ve fakat gerçekten yerel kliklerin yahut liderlerin peşinden gidenlerden ancak 'lafta Peronist' olabilir.


4. Peronist dava yalnızca tek bir insan grubu üzerine kurulmuştur: işçiler.


5. Yeni Arjantin'de emek, hem insanı onurlandıran bir hak hem de bir görevdir. Herkes en azından tükettiğini üretmek mecburiyetindedir.


6. Peronistlerin en iyi dostları yine Peronistlerdir.


7. Hiçbir Peronist kendini olduğundan fazla yahut eksik göstermemelidir. Şayet bir Peronist gerçekte olduğundan daha büyük olduğunu düşünmeye başlarsa, o andan itibaren oligarşinin bir parçası olmuştur demektir.


8. Her Peronistin izlemesi gereken siyasal eylemlerin öncelikleri şunlardır: Önce vatan, sonra dava ve nihayet kendi şahısları.


9. Siyaset bizim için nihaî bir hedef değil, bir araçtır. Siyaset; vatanı müreffeh kılmak, insanları mutlu etmek ve ulusu büyütmek için bir araçtır.


10. Peronizm'in iki kolu sosyal adalet ve sosyal refahtır. Bu ilkeler ışığında halkı adalet ve aşkla kucaklarız.


11. Peronizm, ulusal birliğin tesisini ve sivil çatışmaların yıkılmasını hedefler. Biz kurbanlar değil, kahramanlar istiyoruz.


12. Yeni Arjantin'de imtiyazlı olanlar yalnızca çocuklardır.


13. Doktrini olmayan bir devlet, ruhu olmayan bir beden gibidir. Bu sebepten dolayı Peronizm kendi siyasal, ekonomik ve sosyal doktrinini inşa etmiştir: Adaletçilik.


14. Adaletçilik felsefî yeni bir hayat okuludur. Basit, pratik, halkçı, Hristiyanî ve insancıldır.


15. Bir siyasal doktrin olarak Adaletçilik, bireyin ve toplumun haklarını adil bir tarzda dengeler.


16. Bir ekonomik doktrin olarak Adaletçilik, sermayeyi sosyal ekonominin hizmetine, sosyal ekonomiyi ulusal ekonominin hizmetine, ulusal ekonomiyi ise vatanın refahının hizmetine vermiştir.


17. Bir sosyal doktrin olarak Adaletçilik, sosyal adaletin herkesin hakkınca teslim edilmesi gereğini gözetir.


18. Sosyal planda adil, ekonomik planda özgür ve siyasal planda bağımsız bir Arjantin istiyoruz.


19. Biz merkezî bir hükümetle idare edilen organize bir devlet ve özgür bir halkız.


20. Toprağımızın en iyi değeri insanımızdır." (2)



Kaynakça -

(1) Juan Domingo Perón, Perónist Doctrine, Edited by the Perónist Party, Buenos Aires, 1952.

(2) age.


Çeviren: Sinan BAYKENT ©

115 görüntüleme

Sinan BAYKENT © 2019. Tüm Hakları Saklıdır.